Tanrının Cennetini Yeryüzünde İstedi...
25 Ocak 2012
24 Ocak 2012
Hamsi Buğlama
Uzun zamandır kapalı klasörlerde bekleyen fotoğrafların gün yüzüne çıkma vakti geldi diyerek ilk tarifin resmini paylaşıyorum. Hamsi, atalarımdan genlerime geçmiş bir bağ olsa gerek, severek yediğimiz bir balıktır. Bildiğim çoğu yemekte olduğu gibi annemden öğrendiğim hamsi yemekleri de çeşitlilik gösteriyor. Hamsi kuşu, fırında hamsi, ızgara şiş hamsi, hamsili ekmek (hamsili çorbayı hiç denememişiz şimdi yazarken fark ettim... not: ilk fırsatta deneme yapılacak!) ve benzeri bir sürü içinde hamsi olan yiyilebilecek enfes yemekler. Sevgili annanemin yaptığı pırasalı hamsiyi unutmuşum, harikaydı. (Çorbadan önce bu denenmeli.)
Izgara ve fırında hamsiyi kılçıklarıyla kullanmama rağmen (Özgür, kalsiyum deposu olduğuna inanarak hamsiden geriye hiç bir atık bırakmıyor.) kısmen sulu yemeklerde kılçıklarını ayıklamayı tercih ediyorum. Bu yemeğin yanında bir de sıcacık mısır ekmeği olsaydı ortasını bir kapak gibi çıkartıp içine tereyağı ve tulum peynir koyarak kendi buharında erimelerini seyredebilidim. Ah ah, herşey küçükken ne güzeldi; hayranlıkla seyrettiğim kadın birbirinden güzel yemekler yapıp bizi masaya çağırırdı. İnsan kaybettiklerini zaman ilerledikçe daha da özlemle arıyor, anıyor.
HAMSİ BUĞLAMA
. 1 kg hamsi (kafa ve kılçıklarından ayrılmış)
. 2 soğan
. 4 diş sarımsak
. Annemin son 1 bardak kalan yazın hazırladığı domates sosu
. 1 defne yaprağı
. 1 yemek kaşığı limon suyu ve 2 dilim limon
. 2 yemek kaşığı soya sosu
. Tuz ve karabiber
. Zeytinyağı
Zeytinyağı ve 2 yemek kaşığı suda pişen soğan ve sarımsağın üzerine (soğan ve sarımsağı tüm yemeklerimde önce az suda kısık ateşte iyice yumuşatıyorum ve suyu çektiriyorum, böylece yağı eklediğimde çok az bir süre kavurmak yeterli oluyor.) domates sosu ve soya sosunu ekleyerek karışımın kaynamsına izin verin. Ardından, hamsileri, limon suyunu, limon dilimlerini, baharatları ve defne yaprağını ekleyerek kısık ateşte balıkların rengi beyzlaşıncaya kadar yaklaşık 15-20 dakika pişirin. Dikkat edin, hamsi çok küçük olduğu için çabucak pişecektir. Afiyet olsun...
Izgara ve fırında hamsiyi kılçıklarıyla kullanmama rağmen (Özgür, kalsiyum deposu olduğuna inanarak hamsiden geriye hiç bir atık bırakmıyor.) kısmen sulu yemeklerde kılçıklarını ayıklamayı tercih ediyorum. Bu yemeğin yanında bir de sıcacık mısır ekmeği olsaydı ortasını bir kapak gibi çıkartıp içine tereyağı ve tulum peynir koyarak kendi buharında erimelerini seyredebilidim. Ah ah, herşey küçükken ne güzeldi; hayranlıkla seyrettiğim kadın birbirinden güzel yemekler yapıp bizi masaya çağırırdı. İnsan kaybettiklerini zaman ilerledikçe daha da özlemle arıyor, anıyor.
HAMSİ BUĞLAMA
. 1 kg hamsi (kafa ve kılçıklarından ayrılmış)
. 2 soğan
. 4 diş sarımsak
. Annemin son 1 bardak kalan yazın hazırladığı domates sosu
. 1 defne yaprağı
. 1 yemek kaşığı limon suyu ve 2 dilim limon
. 2 yemek kaşığı soya sosu
. Tuz ve karabiber
. Zeytinyağı
Zeytinyağı ve 2 yemek kaşığı suda pişen soğan ve sarımsağın üzerine (soğan ve sarımsağı tüm yemeklerimde önce az suda kısık ateşte iyice yumuşatıyorum ve suyu çektiriyorum, böylece yağı eklediğimde çok az bir süre kavurmak yeterli oluyor.) domates sosu ve soya sosunu ekleyerek karışımın kaynamsına izin verin. Ardından, hamsileri, limon suyunu, limon dilimlerini, baharatları ve defne yaprağını ekleyerek kısık ateşte balıkların rengi beyzlaşıncaya kadar yaklaşık 15-20 dakika pişirin. Dikkat edin, hamsi çok küçük olduğu için çabucak pişecektir. Afiyet olsun...
22 Ocak 2012
Yeni Bir Başlangıç
Mezartaşının üstünde babasının adına seçtiği yazı şöyleydi: "TANRININ CENNETİNİ YERYÜZÜNDE İSTEDİ" (Milan Kundera, Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği)
Artık Selenden'in tatlı düşler mutfağı olmanın ötesine geçme zamanının geldiğine inanıyorum. Daha çok yazıp çizdiğim, okumaktan keyif aldıklarımı paylaştığım bir buluşma mekanı olmasını istiyorum. Ama yine de, mutfağımın terapim olduğunu inkar etmiyorum. Her ne kadar uzun süredir beni gerçekten dinlendiren ve günlük rutinin dışına çeken mutfak uğraşımı, Kerem'i bahane ederek oldukça ihmal etsem de bu böyle gitmez diyorum ve kolları sıvıyorum. Kendime hedefler koymaya karar verdim. İlki, blogumun gerek görsel gerekse içeriksel kapsamını genişletmek ve zenginleştirmek için daha fazla tarif denemek ve fotoğraf çekmek. İkinci hedefim, grafik tasarımı ile ilgili, eğer zaman harcayıp öğrenebilirsem tamamen amatörce de olsa kendi sitemin grafiklerini hazırlamak. Üçüncü hedef, yemek uğraşının dışına çıkıp okuduğum, gördüğüm ne varsa bunlarla ilgili gevezelik etmek. Artık dinleyen çıkar mı onu bilmiyorum ama bu blogu da en başından beri birileri okusun diye yazmadığımı da itiraf etmek istiyorum. Tıpkı yemek yapmak gibi yazmak, içindekileri dışarı çıkarmanın da rahatlatıcı bir yanı var. Ve benim bu aralar söylemek istediğim çok şey var.
Artık Selenden'in tatlı düşler mutfağı olmanın ötesine geçme zamanının geldiğine inanıyorum. Daha çok yazıp çizdiğim, okumaktan keyif aldıklarımı paylaştığım bir buluşma mekanı olmasını istiyorum. Ama yine de, mutfağımın terapim olduğunu inkar etmiyorum. Her ne kadar uzun süredir beni gerçekten dinlendiren ve günlük rutinin dışına çeken mutfak uğraşımı, Kerem'i bahane ederek oldukça ihmal etsem de bu böyle gitmez diyorum ve kolları sıvıyorum. Kendime hedefler koymaya karar verdim. İlki, blogumun gerek görsel gerekse içeriksel kapsamını genişletmek ve zenginleştirmek için daha fazla tarif denemek ve fotoğraf çekmek. İkinci hedefim, grafik tasarımı ile ilgili, eğer zaman harcayıp öğrenebilirsem tamamen amatörce de olsa kendi sitemin grafiklerini hazırlamak. Üçüncü hedef, yemek uğraşının dışına çıkıp okuduğum, gördüğüm ne varsa bunlarla ilgili gevezelik etmek. Artık dinleyen çıkar mı onu bilmiyorum ama bu blogu da en başından beri birileri okusun diye yazmadığımı da itiraf etmek istiyorum. Tıpkı yemek yapmak gibi yazmak, içindekileri dışarı çıkarmanın da rahatlatıcı bir yanı var. Ve benim bu aralar söylemek istediğim çok şey var.
27 Aralık 2011
İLK AŞKIM
İlk aşkım, arkadaşım, yol göstericim, yaramazlık ortağım, herşeyim...
Bu gülümsemeyi görmüş olmak, biraz da olsa içimi rahatlatıyor.
Biliyorum ki; beni görüyor, bir yerlerden izliyorsun. Yine kavuşacağız, ben sana daha doyamadım.
Seni çok seviyorum babacığım...
26 Ağustos 2010
Yorumsuz...
Tersine Yaşam
Hayat zor.
Bütün bir ömrünüzü, hafta sonlarınızı harcıyorsunuz,
Sonunda elinize geçen ne oluyor?
… Ölüm, harika bir ödül!
Hayat tersine yaşanmalıydı bence.
Önce ölümü savuşturmalıydık başımızdan.
Yirmi yılımızı huzurevinde geçirip,
Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık.
Altın bir saatimiz olduktan sonra işe başlamalıydık.
Kırk yıl çalışmalıydık, ta ki
Emekliliğin tadını çıkarabilecek denli
Gençleştiğimiz güne kadar
Üniversiteye gitmeliydik sonra, liseye hazır hale gelene dek
Parti yapmalıydık
İyice ufalmalıydık, oyun oynayıp
Sorumluluklarımızı unutmalıydık.
Küçük bir bebek olunca annemize dönmeli,
Son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli
Ve sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık.
"Norman Glass"
Hayat zor.
Bütün bir ömrünüzü, hafta sonlarınızı harcıyorsunuz,
Sonunda elinize geçen ne oluyor?
… Ölüm, harika bir ödül!
Hayat tersine yaşanmalıydı bence.
Önce ölümü savuşturmalıydık başımızdan.
Yirmi yılımızı huzurevinde geçirip,
Çok gençleştiğimiz için atılmalıydık.
Altın bir saatimiz olduktan sonra işe başlamalıydık.
Kırk yıl çalışmalıydık, ta ki
Emekliliğin tadını çıkarabilecek denli
Gençleştiğimiz güne kadar
Üniversiteye gitmeliydik sonra, liseye hazır hale gelene dek
Parti yapmalıydık
İyice ufalmalıydık, oyun oynayıp
Sorumluluklarımızı unutmalıydık.
Küçük bir bebek olunca annemize dönmeli,
Son dokuz ayımızı yüzerek geçirmeli
Ve sevgi dolu bir bakışta son bulmalıydık.
"Norman Glass"
13 Ağustos 2010
SEBZELİ OMLET
Eteğimde Kerem'le alelacele hazırlanmış bir kahvaltıyı şenlendiren sebzeli omletin sebzeli kısmını önceden hazırlayıp buzdolabında saklayabilirsiniz. Akşam hazırlayıp sahurda pek ala bir yemeğe dönüşebilir yani. Yanında da buzdolabında bekleyen yaşlılıktan büzülmüş şeftali ve ekşilikten yenemeyen elmalardan yaptığım meyve suyu vardı. İkisi bir araya geldiğinde hiç beklemediğimiz bir lezzetle karşılaştık.
Herkese bereketli Ramazanlar olsun...
Malzeme (2,5 kişilik)
5 yumurta
1 çay bardağı süt
Sebzeli iç,
1 diş sarımsak (Özgür'den onay çıksa bir kafayı koyardım)
1 küçük boy soğan
3 domates (kabukları soyulmuş ama rendelenmemiş, zar büyüklüğünde kesilmiş.)
1 tane zar büyüklüğünde doğranmış kırmızı biber
2 tane zar büyüklüğünde doğranmış yeşil biber
2 yemek kaşığı tereyağ
Sarımsak ve soğan tereyağında pişirildikten sonra biberler eklenir. Biberler yumuşamaya başlayınca da domates ilave edilir. Sebzeli karışım budur. Eğer bekletmeden omleti yapacaksanız hafif çırpılmış yumurta ve sütü tavaya ilave edin. Sonra yapacaksanız hava almayan bir kapta sebzeli karışımı bekletebilirsiniz. Afiyet olsun...
Herkese bereketli Ramazanlar olsun...
Malzeme (2,5 kişilik)
5 yumurta
1 çay bardağı süt
Sebzeli iç,
1 diş sarımsak (Özgür'den onay çıksa bir kafayı koyardım)
1 küçük boy soğan
3 domates (kabukları soyulmuş ama rendelenmemiş, zar büyüklüğünde kesilmiş.)
1 tane zar büyüklüğünde doğranmış kırmızı biber
2 tane zar büyüklüğünde doğranmış yeşil biber
2 yemek kaşığı tereyağ
Sarımsak ve soğan tereyağında pişirildikten sonra biberler eklenir. Biberler yumuşamaya başlayınca da domates ilave edilir. Sebzeli karışım budur. Eğer bekletmeden omleti yapacaksanız hafif çırpılmış yumurta ve sütü tavaya ilave edin. Sonra yapacaksanız hava almayan bir kapta sebzeli karışımı bekletebilirsiniz. Afiyet olsun...
11 Ağustos 2010
MUTFAĞIM(IZ)DAKİ CANAVAR ve GÜNEŞE YATAN VİŞNELER
![]() |
| 3 Penceremin önünde güneşte beklettiğim vişneler |
![]() |
1 Düğün akşamının baş kahramanı |
![]() ![]() |
| 2 Julie & Julia Project |
İşte budur. Yaptığım yemeklerin fotoğrafını çekemeyişimin hatta zaman zaman yemek bile yapamayışımın arkasındaki canavar, halinden de anlaşılabileceği gibi, gördüğünüz ufaklıktır. Okuldan koşarak eve geldiğim her gün, akşam yatana ve pestilimiz çıkana kadar yoğrulup oynaşıyoruz bu adamla biz. Kendisi dünyanın en beyefendi takılan hergelesi olduğu için başkalarının yanında mesafeli ama baş başa kaldığımızda kafamın üstünde geziniyor.
Onunla ilgili anlatılacak çok şey var ama ben kendimi bir an önce yemeklere vermek istiyorum. Özellikle de geçen hafta sonu izlediğim "Julie&Julia" filminden sonra. Sağolsun sevgili Melike'nin tavsiyesi ve Serhat'ın lojistik desteği ile bu güzel filmi edindikten uzun bir süre sonra bitirmeye inat ederek izledim. Benim gibi yemek yapan ve denediklerini paylaşmaktan zevk alan herkesin izlemesini şiddetle öneriyorum. Meryl Streep'in müthiş oyunculuğu ile film iyice taçlanmış.
Haftasonu Kerem ve Sezen'le Bodrum'a annemlerin yanına gidiyoruz. Cuma gününe kadar penceremin önüne koyduğum vişnelerin iyice suyunu salması ve şekerin erimesini bekliyorum. Kendileri bu bir haftalık güneş banyosunun ardından karanlık bir odada 1 ay dinlenmeye çekilecekler. Sonuçta bayramda ikramlık vişne likörümüzün hazır olacağını düşlüyorum. Yalnız ufak bir detayı atlamışım ki; 1 kg vişneden çok az su çıkıyor. Yani bir içimlik likör ilk kime denk gelirse, orada bitecek. Neyse sonucu göreyim, tarifini paylaşır, devamını da yaparım diyorum ve herkese püfür püfür bir yaz diliyorum. Sevgiler, Selen
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




